MECLİS’TE DİKTATÖR TARTIŞMASI

TBMM Genel Kurulu‘nda bütçe görüşmeleri sırasında AK Parti ve CHP arasında ‘diktatör’ tartışması yaşandı. CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, “Sayın Erdoğan’ı, Özgür Özel Franco’ya benzetmedi, tam tersine Erdoğan Franco gibi konuştu” dedi. AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, “Devletin Cumhurbaşkanına, milletimizi ve devletimizi temsil eden ordumuzun Başkomutanına ‘diktatör bozuntusu’ diyen, soytarı bozuntusudur, bu bir soytarılıktır” ifadelerini kullandı.

TBMM Genel Kurulu’nda, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi görüşmelerinde AK Parti ve CHP Grubu arasında “diktatör” tartışması yaşandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Efkan Ala’nın “CHP, bu sabıkayla milletten temiz kağıdı alamaz.” şeklindeki açıklamasına ilişkin, “Temiz kağıdı alıp almayacağımıza yapılacak ilk seçimlerde millet karar verir.” dedi.

“BOZUNTU KISMINI GERİ ALIYORUM, DİKTATÖR SİZİN OLSUN”

Özel, “Bir ülkenin cumhurbaşakın çıkıp ülkenin muhalefetine 5. kol, derse, o lafı kullandığ Franco ile bir anılırsa, ona da cevap verirken diktatör bozuntusu derse, orada düzeltilecek tek kelime vardır, geri alınması gerekir; bozuntu kısmını geri alıyorum, diktatör sizin olsun” dedi.

Bunun üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan söz alarak, kürsünün bir adabı olduğunu dile getirdi ve “İnsan bağırmaz. Hurdacı bağırır, sarraf bağırmaz. Niye bağırıyorsunuz?” diye sordu.

Üslubun medeniyet olduğunu vurgulayan Turan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dönerek, “Sayın Başkan, ‘CHP 90 yıla rağmen neden iktidar olamıyor?’ diyorsanız, cevabı yanınızda. Bu üsluba millet ‘evet’ demez.” ifadelerini kullandı.

“SİZ KURBAN OLUN BÖYLE DİKTATÖRE”

Özel’in “diktatör” ifadelerine şaşırmadıklarını kaydeden Turan, “Bu millet size 30 yıldan beri kerhen yüzde 25 oy verdi, 26 yapmadı, yapmayacak. Siz, Menderes’e, Özal’a diktatör dediniz. Erdoğan’a demezseniz, üzülürüz. Sizler, kadını başörtüsüyle üniversiteye sokmayacaksınız, diktatör biziz. Sizler, sakalıyla işe sokmayacaksınız, diktatör biziz. Sizler, 15 Temmuz’da tatile gideceksiniz, diktatör biziz. Sizler, 367’yi icat edeceksiniz, demokrasiyi yok edeceksiniz, diktatör biziz. Sizler, 28 Şubat’ın baş mimarı olacaksınız, diktatör biziz. Siz, kurban olun bu diktatöre. Millet kimin diktatör olduğunu, kimin diktatör olmadığını çok iyi biliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, son kararları değil, bütün kararları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiğini iddia ederek, bunun açıkça “otokrasi” olduğunu öne sürdü.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, “Güçlendirilmiş parlamenter sistem, ülkede tek adamın her konuda racon kesip dediklerinin devletin her kurumunda ‘ama’, ‘veya’ denilmeden kabul edilmediği, milletvekillerinin bakanlardan, yürütmeden hesap sorduğu bir sistemdir.” dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ise sistem değişikliğini milletin takdir ettiğini anımsatarak, “Eski sistem aklıyla bugünkü aklı okumaya kalkarsanız çıkmaz sokağa girersiniz. O yüzden arkadaşlarımız çok istiyorsa tekrar eski sistemi önerirler milletimizin önünde. Millet ‘evet’ derse baş tacı ama bilin ki artık hiçbir demokratik hak geriye gitmeyecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

“KRALLARI TAHTTAN İNDİREN, KRALDAN ÇOK KRALCILARDIR”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Cumhurbaşkanı Fuat Oktay’ın Boraltan olayına ilişkin açıklamalarına cevap vererek, şöyle konuştu:

“Bu İnönü ile zorunuz ne sizin? İnönü kadar başınıza taş düşsün desem, ayıp olur. İkincisi, hakikaten cumhuriyet tarihinde herkesin kusuru, eksiği olabilir; siyasetçiler eleştirilir, eleştirilmeyecek olan belli, bizim kimi eleştiremeyeceğimiz belli, inancımız vesaire gereği ama bir vefa olur ya. Türkiye’nin içinde bulunduğu o koşullarda, yani ömrü savaş cephelerinde geçmiş, üstelik devletin anahtarını kendi iradesiyle, çok partili hayata geçerek cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak için, Demokrat Parti’ye devrettiği gece ‘bu benim en büyük siyasi zaferim’ diyebilen bir yüce insanla didişmek, bu milletin vicdanında karşılık bulmaz.”

Erdoğan’a seslenen Altay, “Sayın Erdoğan’a şunu söylemek istiyorum: Kralları tahttan indiren, kraldan çok kralcılardır.” ifadelerini kullandı.

“ÖZEL, ERDOĞAN’I FRANCO’YA BENZETMEDİ, ERDOĞAN FRANCO GİBİ KONUŞTU”

Altay, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in Erdoğan’ı İspanya diktatörü Francisco Franco’ya benzetmesine ilişkin, şunları söyledi:

“Sayın Erdoğan’ı, Özgür Özel Franco’ya benzetmedi, tam tersine Erdoğan Franco gibi konuştu. Özgür Bey’e dedim ki, ‘Tayyip bey diktatöre kızmıyor. Diktatör bozuntusu niye diyorsun, diktatör desene.’ Yani Franco’da da İspanyolluk, Katoliklik çok ön planda. Şimdi, Cumhurbaşkanımızın ‘ben gidersem tek devlet biter, tek bayrak biter’ paranoyası onun kendi işi. Bir benzerlik şu ama: ‘Ben düşersem Almanya yok olur.’ demiş Hitler, Almanya yok olmadı. ‘Ben gittiğimde kapitalistler sizi kör kedi yavruları gibi boğacak.’ demiş Stalin, orada duruyor, kimse boğulmadı. ‘Beni azlederseniz piyasalar çöker, herkes yoksullaşır’ demiş Trump, bir şey olmadı. Biri de bir şey demiş, ‘Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.’ İşte budur olay.” ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da çocukların ve gençlerin haklarını savunduklarını, gençleri başka yerlere değil siyaset yapmak üzere partilerine davet ettiklerini belirtti.

“BU BİR SOYTARILIKTIR”

Beştaş’a cevap veren AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, dağa kaldırılan kız çocukları ve PKK terörüne karşı en ufak bir kınama yapmayanların ve Kandil’den önlerine konan metinleri okuyanların, burada en ufak söz söylemeye haklarının olmadığını dile getirdi.

Akbaşoğlu, CHP Grup Başkanvekili Altay’ın da ifadelerine tepki göstererek “Franco’yu resmen tanıyan CHP yönetimi ve zihniyetidir. Milli Şef’le faşist Hitler’in arasındaki samimi münasebetleri başlığa çeken Cumhuriyet gazetesi, herhalde size en güzel cevabı veriyor. Devletin Cumhurbaşkanına, milletimizi ve devletimizi temsil eden ordumuzun Başkomutanına ‘diktatör bozuntusu’ diyen, soytarı bozuntusudur, bu bir soytarılıktır.” dedi.

Akbaşoğlu, Boraltan Köprüsü olayına da değinerek, bu olayın milletin hafızlarına kazınmış milli bir ağıta dönüştüğünü kaydetti.

Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde Azerbaycan Karabağ’da kazanılan zaferle devletin üzerindeki bir ayıbın kaldırıldığını ve bundan dolayı da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Akbaşoğlu, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bağımsızlık mücadelesi verildiğini belirterek “Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hep birlikte kurduk. Atatürk ‘tam bağımsız Türkiye’ hedefini gösterdi. İşte bu hedefi ve idealleri hayata geçiren liderin adı Recep Tayyip Erdoğan’dır.” şeklinde konuştu.

Kıbrıs Barış Harekatı’nı hatırlatan Akbaşoğlu, bunun, milletin gurur günü olduğunu belirtti. Cumhuriyet tarihinde bir diğer önemli hareketin Cerablus, El Bab ve Afrin’e yapılan harekat olduğunu kaydeden Akbaşoğlu, “Bu harekat Sayın Başkumandanımız ve Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’la yapılmıştır. Atatürk’e, İsmet İnönü’ye, Celal Bayar’a ve Ahmet Necdet Sezer’e gösterilmesi gereken milli saygının, millet iradesiyle iş başına gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da gösterilmesi mili bir vecibedir, insani bir nezaket ve siyasi saygı gereğidir.” dedi.

(İHA)

- Reklam-
- Reklam-

Kaçırmayın

19.09.2021/ Video

Günün öne çıkan gelişmelerini sizler için derledik;
- Reklam-

ANKARA’DA 400 MOTOSİKLET TUTKUNU GAZİLER İÇİN TURLADI

Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) ile Ankara Kent Konseyi’nin katkılarıyla "Gaziler Sürüşü" etkinliği düzenlendi. Etkinliğe katılan Gazi İzzet Ertunç, "Buraya Kıbrıs’tan, İstanbul’dan, İzmir’den gelen arkadaşlarımız...

ANKARA BAROSU SEÇİMLERİ SONUÇLANDI: ERİNÇ SAĞKAN YENİDEN BAŞKAN SEÇİLDİ

Ankara Barosu’nun 66. Olağan Genel Kurulu’nda Demokratik Sol Avukatlar Grubu’nun adayı Erinç Sağkan, en çok oyu alarak ikinci kez başkanlığa seçildi. Ankara Barosu’nun 66. Olağan...

Çocuklar Diyanet’in tornasından geçsin isteniyor

"Diyanet İşleri Başkanı ve bağlı olduğu iktidar, vergileriyle maaşlarını ödeyen ailelerin çocuklarını nasıl büyütmek istediklerine bakmaksızın, bütün çocuklar aynı tornadan geçsin istiyor." Banu Güven...