5 Haziran 2026 Cuma
  • Ana Sayfa
  • Gizlilik Politikası
  • Künye
  • İletişim
  • >
  • Politika
  • Medya
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Spor
  • Teknoloji
    • Bilim
    • Otomotiv
    • Savunma
  • Yaşam
    • 3. Sayfa
    • Astroloji
    • Kadınlar Klübü
    • Kitap
    • Kültür-Sanat
    • Magazin
    • Sağlık
    • Seyahat & Yemek
    • Sinema & Tv
  • Yazarlar
  • Özel Dosyalar
    • Özel Dosyalar
    • Konuk Yazarlar
    • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm sonuçları göster
  • >
  • Politika
  • Medya
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Spor
  • Teknoloji
    • Bilim
    • Otomotiv
    • Savunma
  • Yaşam
    • 3. Sayfa
    • Astroloji
    • Kadınlar Klübü
    • Kitap
    • Kültür-Sanat
    • Magazin
    • Sağlık
    • Seyahat & Yemek
    • Sinema & Tv
  • Yazarlar
  • Özel Dosyalar
    • Özel Dosyalar
    • Konuk Yazarlar
    • Röportajlar
Sonuç Yok
Tüm sonuçları göster
Sonuç Yok
Tüm sonuçları göster
Ana Sayfa Yaşam Kültür-Sanat

KIBRIS BARIŞ HAREKATI’NIN 51. YILI KUTLU OLSUN..

20 Temmuz 2025
in Kültür-Sanat, Manşet 1
A A
Facebook ile paylaşTwitter ile PaylaşWhatsapp
20 Temmuz 1974’te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekâtı, sadece bir askeri müdahale olmanın ötesinde, yok olma tehlikesiyle karşılaşan bir topluluğun yeniden var olma çabasını simgeliyor.

Yıl 1974’tü. Akdeniz’in ortasında, tarih boyunca nice medeniyetin iz bıraktığı, stratejik konumuyla yüzyıllardır ilgi odağı olan Kıbrıs Adası, bu kez yeni bir dramın eşiğindeydi. Osmanlı’nın 1571 yılında fethettiği ve uzun yıllar barışla yönettiği bu topraklarda, 20. yüzyılın ortalarına gelindiğinde, etnik gerilimler gitgide artmış, adadaki Türkler ve Rumlar arasında derin bir uçurum oluşmuştu. İngiltere’nin 1960 yılında Kıbrıs’tan çekilmesiyle kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, kısa süre içinde işlevini yitirmiş, iki halk arasında ortak yaşam hayali giderek uzaklaşmıştı.

1963 yılında başlayan ve “Kanlı Noel” olarak hafızalara kazınan saldırılarda, Kıbrıslı Türkler, kendi vatanlarında hayatta kalmak için mücadele etmek zorunda kaldılar. Köyler boşaltıldı, insanlar evlerinden edildi, adanın dört bir yanında Türk halkı gettolara sıkıştırıldı. BM Barış Gücü gelse de barış bir türlü gelmedi. Uluslararası toplumun sessizliği, yıllarca süren zulmün üzerini örtemedi. Kıbrıslı Türkler, bir yandan yaşam mücadelesi verirken diğer yandan Türkiye’ye gözlerini çevirmişti.

Ve 15 Temmuz 1974. Ada tarihinde yeni bir kırılma noktası. Yunanistan’daki cunta yönetiminin desteğiyle yapılan darbe, Makarios’u devirdi; yerine Enosis (Yunanistan’a bağlanma) hedefini açıkça ilan eden Nikos Sampson getirildi. Bu gelişme sadece Kıbrıs’ın değil, bölgenin kaderini de değiştirdi. Türkiye için bu artık sadece Kıbrıslı Türklerin korunması meselesi değil, aynı zamanda Lozan ve Garanti Antlaşmalarının getirdiği hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesiydi.

20 Temmuz 1974 sabahı, Türk Silahlı Kuvvetleri, tarihe “Barış Harekâtı” olarak geçecek büyük bir müdahaleye başladı. Mehmetçik, Girne kıyılarından adaya ayak bastığında, aslında sadece savaşın değil, bir halkın yeniden doğuşunun da adımları atılıyordu. Harekât, askeri başarı kadar vicdani bir meşruiyetin de simgesiydi. Kıbrıslı Türkler o gün, sadece hayatta kalmadı; yeniden umut etmeye başladı.

Birinci harekâtın ardından gelen görüşmeler, Rum tarafının uzlaşmaz tavrıyla sonuçsuz kalınca, 14 Ağustos’ta ikinci harekât başlatıldı. Lefkoşa’nın kuzeyine kadar uzanan Türk ilerleyişi, bugünkü sınırların da temelini attı. Harekât sonunda adanın yaklaşık üçte biri Türk kontrolüne geçti. Binlerce Türk, güvenli bölgelere yerleşti; aynı şekilde binlerce Rum da güneye geçti. Zorunlu göçler, ayrılıkların ve travmaların izlerini bugüne dek taşıdı. Ancak Kıbrıslı Türkler için bu, bir hayatta kalış destanıydı.

1974’ten bugüne geçen 51 yılda, Kıbrıs’ta çok şey değişti ama çözülemeyen temel meseleler, hâlâ zamana direniyor. 1983’te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, sadece Türkiye tarafından tanınsa da, kendi kurumlarını, eğitim sistemini, demokrasi kültürünü geliştirerek ayakta kalmayı başardı. Birçok kez müzakere masasına oturuldu, çözüm umutları yeşerdi ama Rum tarafının uzlaşmaz tutumu, her defasında umutları erteledi. Özellikle 2004 Annan Planı’nda Türk halkı %65’le “evet” demesine rağmen Rumlar “hayır” dediğinde, dünya bir kez daha adalet testinden geçemedi. O gün, barış isteyen tarafın cezalandırıldığı, reddeden tarafın ödüllendirildiği bir tarih olarak kaldı hafızalarda.

Bugün, harekâtın üzerinden tam yarım asır geçti. 51 yıl önceki mermilerin sesi artık duyulmuyor belki ama Kıbrıs hâlâ çözülmemiş bir düğüm gibi duruyor Akdeniz’in ortasında. Lefkoşa hâlâ dünyanın tek bölünmüş başkenti. İki halk hâlâ ayrı hayatlar sürüyor; biri tanınmanın, diğeri uzlaşmanın yollarını arıyor. Türkiye, 1974’te nasıl bir vicdan borcunu ödemek için adaya adım attıysa, bugün de Kıbrıs Türkü’nün en büyük güvencesi olmaya devam ediyor. O gün barış için gidildi, bugün de kalıcı barışın sağlanması için çaba sürüyor.

Kıbrıs Barış Harekâtı, sadece askeri bir zafer değil, aynı zamanda tarih boyunca ezilen bir halkın ayağa kalkışının, kendi kimliğiyle varoluşunun simgesidir. Bugün bu harekâtı anarken, sadece geçmişe değil, geleceğe de bakmak gerekiyor. Çünkü Kıbrıs meselesi hâlâ çözüme muhtaç ve hâlâ adalet bekliyor. Ama ne olursa olsun, 20 Temmuz 1974, tarihe bir halkın kaderini değiştiren gün olarak kazındı.

Ve 51 yıl sonra bugün, bu topraklarda hâlâ Türkçe konuşulabiliyorsa, çocuklar güven içinde büyüyebiliyorsa, gençler geleceğe umutla bakabiliyorsa, bu, o günün kararlılığı sayesinde oldu. Kıbrıs Barış Harekâtı, sadece geçmişin değil, geleceğin de teminatı

20 TEMMUZ 1974 – BİRİNCİ KIBRIS BARIŞ HAREKATI

20 Temmuz 1974 sabahı, Türk uçaklarının bombardımanından sonra, saat 06.15 den itibaren, hava indirme ve uçar birlik harekatı ile Hava İndirme ve Komando Tugayları Gönyeli ve Kırnı bölgelerine indirilmeye başlanmış, Mersin’den Ertuğrul gemisi ve 33 çıkarma gemisi ile donanmanın koruması altında hareket eden Çakmak Özel Kuvveti de komanda birliklerimizle eş zamanlı olarak Girne’nin batısında dar ve sığ bir plaj olan Pladini (Yavuz) plajına, uçaklarımızın ve deniz topçusunun desteğinde çıkmaya başlamıştı.

​SAT komandolarının çıkarma plajının çıkarmaya müsait olduğunu bildirmeleri üzerine, birinci dalga olarak plaja ilk çıkan Amfibi Deniz Piyade Alayı süratle ilerleyerek, Girne – Karava – Geçitköy (Panağra Boğazı) ana asfalt yoluna ulaşmıştı. Çakmak Özel Kuvvetinin diğer unsurları saat 12.00’de plaja çıkarak kıyı başını genişletmeye başlamışlardı.

​Gönyeli ovasına paraşütle atlayan Hava İndirme Tugayı, bir taburu ile Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayının batı yanını korurken, geri kalanı ile Dikomo (Dikmen) bölgesini ve Rum Bozdağı’nı ele geçirmek üzere taarruza başlamıştı. Kırnı bölgesine helikopterle inen Komando Tugayı duvar gibi dik dağ yamacını tırmanarak St.Hilarion ve Beyaz Ev bölgesine ulaşmış, bir taburu ile St. Hilarion-Doğru Yol istikametinde, diğer taburu ile Beyaz Ev-Zeytinlik-Girne istikametinde taarruz ederek kıyı başı ile birleşmeye hazırlanıyordu.

​Donanma, sahil bombardımanı yaparak sahile çıkan birliklerimize topçu desteği sağlarken, 2’inci Taktik Hava Kuvvetlerine bağlı savaş uçakları düşmanın ada genelinde askeri hedeflerine taarruz ederek, tecrit ve yakın hava desteği görevlerini yerine getiriyordu.

​20 Temmuz’da Rumlar büyük bir baskına uğramışlardı. Rumlar, Türk Ordusu’nun 1964 ve 1967’de olduğu gibi adaya müdahaleye cesaret edemeyeceği düşüncesinde idiler. Başlangıçta, paraşütle atlayan, helikopterle inen ve kıyıya çıkan birliklerimize etkili bir şekilde müdahale edemediler. Zamanla toparlanan Rum kuvvetleri akşam saatlerinden itibaren birliklerimize karşı harekata başladı.

​20/21 Temmuz gecesi Türk ve Rum kuvvetleri arasında çok çetin çatışmalar yaşandı. Rumların Ortaköy, Gönyeli ve Boğaz Bölgelerini ele geçirerek; Girne-Lefkoşa irtibatını kesmek ve bu suretle; çıkarma yapan birliklerimizle, inen birliklerimizin birleşmesini önlemek amacıyla gece boyunca St.Hilarion, Bozdağ, Dikmen Tepe, Ortaköy ve Gönyeli ile Göçeri bölgelerinde yaptığı saldırılar kahraman Mehmetçikler tarafından her defasında püskürtülmüştü. Kıbrıs’a çıkan ve inen Türk birlikleri ele geçirdikleri yerleri, her ne pahasına olursa olsun elde tutmayı başarmışlardı. Harekatın ilk günlerinde, birliklerimiz hava desteğinin haricinde topçu ve tank desteğinden mahrum idi. Buna rağmen Türk askeri Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda, Kore’de destan yaratan atalarını aratmadılar. Beşparmak Dağlarında, Rumların gece saldırılarına karşı Komando birliklerimizin ölüm-kalım mücadelesi takdire şayandır.

​Türk birlikleri 21 Temmuz’dan itibaren, Rum kuvvetlerine karşı tamamen üstünlük sağlayarak ileri harekatına devam ettiler. 22 Temmuz’da çıkarma yapan birliklerimiz ile birleşme sağlandı. Harekat doğu ve batı yönünde gelişerek Rum hedefleri tek tek ele geçirildi. Girne-Lefkoşa yolu tamamen Türk birliklerinin kontrolüne girdi. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı ateşkes kararını 22 Temmuz 1974 saat 17.00’de kabul edip, uygulamaya koyduğunu ilan etmiştir. 23 Temmuz’da 29 araçlık bir Rum topçu konvoyu Hava İndirme Taburu tarafından pusuya düşürülerek imha edildi.

​Bu gelişmeler üzerine Yunanistan’da cunta, Kıbrıs’ta da Sampson istifa ettiler. BM Güvenlik Konseyi’nin 20 Temmuz 1974 günü aldığı 353 sayılı karara uyarak, üç garantör devlet olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere; Kıbrıs’ta barışı ve anayasal düzeni yeniden kurmak amacıyla 25 Temmuz’da Cenevre’de görüşmelere başladılar. 30 Temmuz’a kadar devam eden bu görüşmelerde; tarafların 8 Ağustos’ta, Cenevre’de tekrar toplanmaları kararı alındı. Bu görüşmeler sonucu yayınlanan “Cenevre Deklarasyon”u ile taraflar; Kıbrıs’ta ayrı iki otonom yönetiminin mevcut olduğunu kabul etmişler, Otonom Türk ve Rum toplumlarının federal bir devlet çatısı altında bir ortak yönetim kurmalarını beyan etmişlerdir.

​Ateşkes ilanından sonra, mevcudu 40.000’ni bulan Türk birlikleri oldukça dar bir alana sıkışmış durumdaydılar. Birliklerin uzun süre bu dar bölgede bekletilmeleri emniyetleri açısından uygun değildi. Ateşkes ile birlikte Türk birliklerinin ilerleyişlerini durdurmaları üzerine adanın her yanındaki binlerce Türk, Rumlar tarafından kuşatılmış, Rumlar Türk köylerindeki savunmasız çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere yüzlerce Türk’ü topluca ve vahşice öldürmüştü.

​14 AĞUSTOS 1974- İKİNCİ BARIŞ HAREKATI

​İkinci Cenevre Konferansı’nda Yunan ve Rum tarafı zaman kazanmak, dünya kamuoyunu Türkiye aleyhine çevirmek için uzlaşmaz bir tutum sergilemeye başladılar. Birinci Cenevre Konferansı’nda alınan kararları dahi dikkate almadılar. İkinci Cenevre Konferansı’nın başarısızlığa uğraması üzerine, Türk Silahlı Kuvvetleri İkinci Barış Harekatı’na başladı. 14 Ağustos günü Saat 06.30’dan itibaren 28 ve 39’uncu Tümenler, Magosa ve Boğaz Deniz üssünü ele geçirmek üzere doğuya doğru taarruza başladılar.

​39’uncu Tümen bölgesindeki İngiliz Tepe ve Kara Tepe, Rum savunmasının bel kemiği durumunda idiler. 39’uncu Piyade Tümen’in birlikleri saat 11.30’da İngiliz Tepe ve Kara Tepe’yi ele geçirdiler. 28’inci Piyade Tümen saat 12.00’ye doğru Mia Milia’yı işgal etti. Saat 15.00 civarında 39’uncu Piyade Tümen Değirmenlik’i, 28’inci Piyade Tümen de Timbu hava alanını ele geçirdi. Türk askeri karşısında çareyi kaçmakta bulan Rumlar mağlubiyetin acısını çıkarmak için; 14 Ağustos’ta Taşkent, Terazi, Atlılar, Muratağa ve Sandallar köylerinde; savunmasız, çoğu çocuk, kadın ve yaşlı olmak üzere yüzlerce Türk’ü topluca ve vahşice öldürmüştür. Adanın diğer kesimindeki Türklere de insanlık dışı, vahşice saldırılar yapılmıştır. Birliklerimiz 14 Ağustos akşama doğru Paşaköy ve Serdarlı’ya girerek soydaşlarımızla kucaklaştılar.

​Kolordu bölgesinin batı kesimini savunmakla görevlendirilen; Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı, Lefkoşa Sancağı ve Komando Tugayı batı istikametindeki harekata 15 Ağustos’ta başladı.

16 Ağustos’ta, doğu ve batı istikametlerinde ileri harekatına devam eden birliklerimiz Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ateş-kes anlaşmasına kadar Magosa, Lefkoşa ve Lefke hattının kuzeyindeki bölgeyi tamamen kontrol altına almışlardır.

​Sonuç olarak;

Kıbrıs Barış Harekatı ile Kıbrıslı Türklerin can güvenlikleri sağlanmış, Rumların Enosis hayali Akdeniz’in karanlık sularına gömülmüştür. Bu savaşta; 415’i Kara, 65’i Deniz, 5’i Hava ve 13’ü Jandarma olmak üzere 498 Türk askeri şehit olmuş, 1200’de yaralanmıştır. 70 Kıbrıslı Mücahit ve 270 Kıbrıs Türk’ü şehit olmuş, 1000 Kıbrıslı Türk de yaralanmıştır. BM. Barış Gücü askerleri de kayıp vermişti: 3 Avusturyalı asker ölmüş, 24 Avusturyalı, 17 Finlandiyalı, 4 İngiliz ve 3 Kanadalı asker de yaralanmıştı

Türkiye bu harekatı ile kendi güvenliğini ve Kıbrıslı Türklerin güvenliğini tehlikeye atacak girişimlere hiçbir zaman seyirci kalmayacağını dünyaya fiilen kanıtlamış oluyordu.

​13 Şubat 1975 de Kıbrıs Türk Federe Devlet’i, 15 Kasım 1983 de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.

​Kıbrıs’ta Türk ve Rumlar arasında yapılan tüm görüşmelerde, Rumların uzlaşmaz tutumları nedeniyle günümüze kadar bir sonuç alınamamıştır. Kıbrıs’la ilgili yürütülen görüşmeleri bu uğurda canlarını ortaya koyan gaziler olarak dikkatle izliyoruz. Toprağa düşen şehitlerimizin ve akıtılan kanların dikkate alınacağını umuyor; uğrunda şehit verdiğimiz, kan döktüğümüz toprakları da kutsal bir emanet olarak kabul ediyoruz. Savaşta kazanılan toprağın, herhangi bir nedenle iadesi kabullenemez.

​Türk silahlı Kuvvetleri’nin Kıbrıs’a yaptığı müdahale; sorunun sebebi değil, Rum-Yunan ikilisinin bugüne kadar adada uyguladıkları yanlış ve tahkirkar politikaların bir sonucudur.

​Yunanistan’ın Kıbrıs’ı topraklarına katmayı istemesinin asıl amacı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hareket serbestisini kısıtlamak ve Anadolu Yarımadası’nın güneyindeki milli güvenlik kuşağını daraltıp, Türkiye’nin etrafında bir stratejik kuşatma çemberi oluşturarak, onu Anadolu’ya hapsetmektir.

​Kıbrıs’ta “Kendi kaderini tayin etme” (Self-determinasyon) hakkı söz konusu olduğunda, Ada’da yaşayan Türk halkı, BM Anayasa’sının 73’üncü maddesi esasları çerçevesinde en az Rumlar kadar kendi kaderini tayin etmede söz ve hak sahibidir. Asırlardır Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin Ada üzerinde hükümranlık hakları vardır. Bu haklarını Rumlara devretmeleri söz konusu olamaz.

​Batı, dün olduğu gibi bugünde Yunan-Rum yanlısı tutumunu devam ettirmekte, Yunanistan ve Kıbrıs sorunlarının çözümünde Türk tarafından sürekli ödün istemektedir. Aşağıdaki örnekler, geçmişte Batı’nın, Yunan-Rum yanlısı tutumunu açıkça ortaya koymaktadır.

​

Emekli General Nurettin Türksan, “Yunan Sorunu” adlı kitabında, 13 Mart 1919 “Dörtler Konferans’ındaki konuşmaları aşağıdaki şekilde naklederek, 90 sene önce, Batılıların Kıbrıs’a bakış açılarını ve zihniyetlerini çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyordu:

​Loyd George: Niyetim, Kıbrıs’ı aynı şekilde Yunanistan’a vermektir.

​Clemanceau: Unutmayınız ki, Berlin Antlaşması’na göre bu konuda benden izin almanız gerekmektedir.

​Loyd George: Bu izni bana vereceğinizi ümit ederim.

​Başkan Wilson: Yunanistan’a bu hediyeyi verebilirseniz büyük ve değerli bir iş yapmış olursunuz.

​– ABD Senatosu 17 Mayıs 1920 tarihinde Henry Cabot Lodge’nin sunduğu aşağıdaki kararı kabul ediyordu:

“ Senato, Kuzey Epir’in, Kariça’nın, Ege’deki 12 adanın ve Anadolu’nun batı kıyılarının barış konferansı tarafından Yunanistan’a verilmesini kabul eder.”

– Yine ABD Senatosu, 21 Ocak 1920 tarihinde aldığı bir kararla Trakya’nın Yunanistan’a verilmesini kabul etmiştir. Bu suretle, ABD Yunanistan’ın Anadolu’yu işgal etmesini teşvik ediyordu. Günümüzde bu örneklerin çoğalarak devam ettiğini görüyoruz. Batı ile sorunlarımızın başlangıcı, Türklerin Anadolu’ya girdikleri tarih olan 1071 yılıdır. Her nedense, Batı ve Hıristiyan dünyası TÜRKLERİ ne Avrupa’da ne de Anadolu’da kabullenememiştir.

​Etrafındaki petrol ve doğal gaz yatakları Kıbrıs adasının önemini daha da artırmıştır. Bu nedenle 1974 yılında icra edilen Kıbrıs Barış Harekatı, bölgede Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC’nin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymuştur.

​Çağdaşlaşma olarak kabul ettiğimiz Batı değerleri ATATÜRK TÜRKİYE’sinin hedefidir. ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE SİSTEMİ ile bu hedefe mutlaka ulaşacağız.

​Anavatan ve Yavruvatan’ın genç evladı! Çok zor koşullar altında, uzun yıllar çetin bir mücadele vererek Kıbrıs Türk halkını önce sömürge yönetiminden kurtaran ve daha sonra Kıbrıs’ın kuzeyinde toplayarak bağımsız bir Türk Devleti’ni (KKTC) kuran, bugünün orta yaşlı kuşağı olan anavatan ve yavruvatan gazilerine/mücahitlerine kulak veriniz. Onlar sizin için canlarını ortaya koydular, şehit-gazi oldular. Emanete sahip çıkınız. Bu kutsal emaneti sizden sonra gelecek kuşaklara aynen teslim etmek sizin namus borcunuzdur. Birincisine sahip çıkılmazsa, ikinci kez, bağımsız bir cumhuriyete sahip olmak pek mümkün değil. Böyle bir imkanı da hiçbir zaman bulamayacaksın. Bu nedenle, KKTC’nin Türkiye ve Kıbrıs açısından değerini iyi bilin.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI ŞEHİT VE GAZİLERİNİ, KIBRISLI MÜCAHİTLERİ,
TÜRKLÜK UĞRUNA CAN VEREN SOYDAŞLARIMIZI
SAYGI İLE ANIYORUZ

​TÜRKİYE MUHARİP GAZİLER DERNEĞİ

PaylaşTweetGönder
Önceki Haber

İngiltere, Rus ajanlara yaptırım kararı aldı

Sonraki Haber

KKTC’de Serdar Denktaş yeni partisini duyurdu: TAM Parti kuruluyor

İlgili Haberler

3. Sayfa

Esenboğa’da uçakta panik!

3. Sayfa

Yasa dışı bahiste 192 milyar liralık vurgun ortaya çıkarıldı!

Manşet 1

Türk Hava Kuvvetleri’nin 115’inci yılı kutlu olsun

Kültür-Sanat

Reha Muhtar hayatını kaybetti

Dünya

İran, Kuveyt Havalimanı’nı Vurdu

Kültür-Sanat

Tarkan ücretsiz konser verecek

Sonraki Haber

KKTC’de Serdar Denktaş yeni partisini duyurdu: TAM Parti kuruluyor

En 1win te invita a participar en el emocionante mundo de las apuestas deportivas y juegos de casino. Regístrate y disfruta de bonos únicos y atención personalizada. Seguridad y diversión garantizadas para todos nuestros jugadores.

Welcome to Mega Casino, where excitement and entertainment meet. Enjoy our extensive library of games featuring slots, blackjack, and roulette. Join today and experience the thrill!

Son Haberler

Esenboğa’da uçakta panik!

Yasa dışı bahiste 192 milyar liralık vurgun ortaya çıkarıldı!

Türk Hava Kuvvetleri’nin 115’inci yılı kutlu olsun

Reha Muhtar hayatını kaybetti

İran, Kuveyt Havalimanı’nı Vurdu

Tarkan ücretsiz konser verecek

Giresun’da serbest piyasada fındık fiyatları, Kurban Bayramı sonrasında da düşüşünü sürdürdü.

Türkiye,Kuzey Makedonya’yı 4-0 mağlup etti. 

Kanye West İstanbul’da dünya rekorunu kırdı

Bebek’de tekne yangını

Turkulak.com.tr

  • >
  • Politika
  • Medya
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Spor
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Yazarlar
  • Özel Dosyalar

Bizi Takip Edin

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

Sonuç Yok
Tüm sonuçları göster
  • >
  • Politika
  • Medya
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Spor
  • Teknoloji
    • Bilim
    • Otomotiv
    • Savunma
  • Yaşam
    • 3. Sayfa
    • Astroloji
    • Kadınlar Klübü
    • Kitap
    • Kültür-Sanat
    • Magazin
    • Sağlık
    • Seyahat & Yemek
    • Sinema & Tv
  • Yazarlar
  • Özel Dosyalar
    • Özel Dosyalar
    • Konuk Yazarlar
    • Röportajlar

Bu web sitesi çerezleri kullanır. Bu web sitesini kullanmaya devam ederek, çerezlerin kullanılmasına izin vermiş olursunuz. Gizlilik ve Çerez Politikamızı ziyaret edin.