Basın sektöründe güvencesizlik, düşük ücret ve yargı süreçlerindeki aksaklıklar derinleşirken, Av. Dr. Onur Can Keskin mevcut yasal düzenlemelerin gazetecileri korumakta yetersiz kaldığını söyledi.
Kendisini “Ankara’da avukatlık, arabuluculuk ve bilirkişilik yapan, akademik çalışmalarını adil yargılanma hakkı ve ifade özgürlüğü üzerine sürdüren bir hukukçu” olarak tanımlayan Keskin, gazetecilerin diğer meslek gruplarından farklı bir yasal rejime tabi olduğunu hatırlattı.
Keskin, “Gazetecilerin haklarını düzenleyen yasal düzenleme, kamuoyunda ‘212’ olarak bilinen 5953 sayılı Basın İş Kanunu’dur. Ancak bu yasa hem lehe hem aleyhe hükümler içeriyor. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları sonrasında işçilik haklarının korunması noktasında yetersiz bir çerçeveye sıkışıldığı görülüyor.” ifadelerini kullandı.
“GAZETECİLİK KAMUSAL BİR GÖREV, BU YÜZDEN ÖZEL KORUNMALI”
Gazeteciliğin yalnızca bir iş kolu olmadığını vurgulayan Keskin, mesleğin kamusal yönüne dikkat çekti: “Gazetecilerin yürüttükleri görev, kamusal bir ihtiyacın karşılığı. Haber alma hakkının ve kamunun denetlenmesinin başat aktörleri gazetecilerdir. Bu nedenle gazetecilerin özel olarak korunması bir ihtiyaçtır.” Bu kapsamda Basın İş Kanunu’nda yer alan bazı özel haklara değinen Keskin, “Ücretin peşin ödenmesi, yayın politikasının gazetecinin değerleriyle çatışması halinde haklı fesih imkânı gibi düzenlemeler, gazetecinin ekonomik ve mesleki bağımsızlığını korumayı amaçlıyor.” dedi.
“İKRAMİYE VE TERFİ HAKKI FİİLEN KULLANILAMIYOR”
Yasada gazetecilere tanınan hakların uygulamada karşılık bulmadığını belirten Keskin, “Gazetecilerin kârdan pay alma yani ikramiye hakkı var. Ancak medya kuruluşlarının çoğu resmi olarak kâr göstermediği için bu hak fiilen kullanılamıyor.” diye konuştu. Terfi hakkının da benzer şekilde etkisizleştiğini ifade eden Keskin, “Yargı kararları, genel maaş zamlarının terfi yerine geçebileceğini kabul ederek bu hakkın kullanılmasını zorlaştırıyor.” ifadelerini kullandı. Kaynak: sonsöz
