Bana Bir Harf Öğretenin…


Doğan Cüceloğlu hocamızın vefatı hepimizi derinden üzdü. Kitaplarını yol göstericiye ihtiyaç duyduğum farklı yıllarda okumuş seminerine katılıp saniyesini kaçırmadan harıl harıl not tutmuştum. Bizi bir iletişim çağından öteki çağa güvenle geçiren bir rehber niteliğindeydi. Dileğim o ki onun da bu son yolculuğunda ışıklar yoldaşı olsun. Hayatımdaki önemli rolünü ona mektup yazarak anlatmıştım Şubat ayında. 
“Merhaba Doğan hocam,Bir ergen, bir kitap ve değişen hayat başlıklı paylaşımınızla ben de ergenlik yıllarıma döndüm. Bir bayram günüydü. Tüm aile birlikteydik babaannemlerde. Kuzenim ve ben ergenliğin en zorlu zamanlarındaydık ve kendimizi bir odaya hapsettik. Halam sizin kitaplarınızı okuyarak hastalarına yardımcı olan bir hekim, babam ise edebiyatı seven romantik bir hekim, hepsi okumuş insanlar. Biz iki kuzen isyan ediyoruz ve kendimizi odaya kapatmışız. Sigara içmeye özenmeye başladığımız yıllar. Aile birarada olup yaşımız da küçük olunca sigara da içemiyoruz. Aradan kısa bir zaman geçti. Korkuyla bekliyorum. Biri yüksek sesle çıkışır, bizi odadan çıkarır heralde diye beklerken kapı tıklatıldı. Kapıyı tıklayan babammış. Hiçbirşey söylemedi. İçeri bir kitap uzattı. Kitap “İçimizdeki Çocuk” kitabınız. Dostça bir el gibiydi. O an utançla karışık öfke, sevgiyle karışık kaybolmak isteme duygularını birarada hissetmiştim. Kitaba göz atıp kenara kaldırdım. Üzerinden tahminen 7 yıl geçti. Kitabı elime alıp başlayıp bıraktım bu yedi yıl içerisinde. Ergenlikten çıkarken dediğim gibi tahminen yedi yıl sonra bir gün kendi evimde yalnızken tekrar kitabı elime alıp okudum. Sonundaki çalışmaları yaptım. Zihnimin açıldığı, sislerin kaybolmaya başladığı yıllardı. İşte ben o zaman kendi iplerimi elime aldım. Sağolsun babacığım, sağolun hocam, bana kızmadan dostça el uzattığınız için ikinize de minnettarım. 
Kitap ilk bana uzatıldığında kendimi değersiz gören, anlaşılmadığımdan emin olduğum, liseye dahi başlamadığım, okulu hep kurulla geçen, hedefsiz bir öğrenciydim. Kitabı bitirdiğim zamanda ise ingiliz dili eğitimini bitirmiş, işe girmiş, kendi evinde özgürce yaşayan genç bir kadındım artık. 
Aradan geçen yaklaşık yedi yıllık yolculukta ise hep kitabınız benim ailemle aramdaki bağ, sevgi ve desteği sembolize etti. Hiç kaybolmadılar, kitabınız gibi hep oradaydılar. Sağolun varolun hocam.”