Neşet Ertaş ölüm yıldönümü vesilesiyle, sazının teline her vuruşunda Anadolu insanının kederini ve sevdasını dile getiren usta ozan bir kez daha saygıyla yâd ediliyor. 25 Eylül 2012 tarihinde aramızdan ayrılan büyük halk ozanı, vefatının 14. yılında dillerden düşmeyen türküleri ve alçakgönüllü yaşam felsefesiyle gönüllerdeki yerini koruyor.
Neşet Ertaş ölüm yıldönümünde sevenleri, türkü dostları ve kültür dünyası tarafından memleketi Kırşehir başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında anılıyor. Abdallık ve bozlak geleneğinin en güçlü temsilcisi olan usta sanatçı, 1938 yılında Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesinde başladığı hayat yolculuğunu 25 Eylül 2012’de İzmir’de tamamladı. Vasiyeti üzerine babası ve ustası Muharrem Ertaş’ın ayak ucuna defnedilen ozan, tevazusuyla hafızalara kazındı.
ANADOLU’NUN SESİ YAŞAR KEMAL’İN İFADESİYLE “BOZKIRIN TEZENESİ” OLDU
Kırşehir topraklarından yükselen o yanık sesiyle sadece bir bölgenin değil, tüm Türkiye’nin ortak hissi haline gelen Neşet Ertaş’a en anlamlı tanımlamalardan birini usta yazar Yaşar Kemal yaptı. Kemal’in kendisine atfettiği “Bozkırın Tezenesi” unvanı; Orta Anadolu’nun sert ve yoksul coğrafyası ile ustanın bağlamasının tellerine vurduğu o derin, içli mızrap darbesini simgeledi.
Şiirlerinde ve bestelerinde çoğunlukla “Garip” mahlasını kullanan Ertaş, gurbetin, yalnızlığın ve yokluğun çilesini türkülerine nakış nakış işledi. 2009 yılında UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazineleri” envanterine dahil edilerek dünya kültürel mirasının da vazgeçilmez bir parçası olarak tescillendi.
“DEVLET SANATÇISI” UNVANINI REDDEDİP HALKIN SANATÇISI OLMAYI SEÇTİ
Kültür ve sanat çevrelerinden aktarılan tarihi detaylara göre Neşet Ertaş, unvanlardan ve makamlardan uzak duruşuyla sanatçı ahlakının en nadide örneklerinden birini sergiledi. Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde kendisine verilmek istenen “Devlet Sanatçısı” unvanını geri çeviren usta, “Ben halkın sanatçısıyım, devletin sanatçısı olursam halktan uzaklaşırım” diyerek halkının bağrında kalmayı her şeyin üzerinde tuttu.
Onun bu tavrı, sade yaşantısıyla birleştiğinde Anadolu insanı nezdinde ozanlığı aşan bir gönül insanı kimliğine dönüştü.
KALPTEN KALBE BİR YOL KURAN ÖLÜMSÜZ ESERLER
Bozkırın usta tezenesi, ardında nesiller boyu söylenecek yüzlerce ölümsüz eser bıraktı. “Gönül Dağı”, “Ah Yalan Dünya”, “Neredesin Sen”, “Zahidem”, “Yolcu” ve “Tatlı Dile Güler Yüze” gibi türkülerle milyonların duygusuna tercüman oldu.
Sanat anlayışını ve insan sevgisini “Kalpten kalbe bir yol vardır, gözle görülmez, sırdır” sözleriyle özetleyen Neşet Ertaş, aradan geçen yıllara rağmen sazının tınısıyla Anadolu’nun ruhunu aydınlatmaya devam ediyor.

